XVII. Akademik Bilisim Konferansi

BaşlıkYüksek Öğretim Kurumlarında Kişisel Öğrenme Ortamlarının Uygulanması
ÖğrenciHayır
Yazar(lar) Yazar 1
Name: Soner Sözler
Org: Bülent Ecevit Üniversitesi
Country: TR
E-mail: soner.sozler_AT_beun.edu.tr

Yazar 2
Name: Mehmet Emin Mutlu
Org: Anadolu Üniversitesi
Country: TR
E-mail: memutlu_AT_anadolu.edu.tr
Anahtar KelimelerKişisel Öğrenme Ortamı
ÖzetKişisel Öğrenme Ortamı kavramı ilk olarak 2000 li yılların başında Olivier ve Liber tarafından teknolojik bir bakış açısıyla teknolojik bir sistem, bir yazılım uygulaması ya da bir araç olarak tanımlanmıştır. Ancak zamanla Kişisel Öğrenme Ortamlarının başlı başına bir aygıt olmadığı aksine farklı uygulamaların bir araya gelerek oluşturduğu bir öğrenme ortamı olduğu anlaşılmıştır. Milligan ise 2006 yılında Kişisel Öğrenme Ortamlarını tanımlarken “öğrenenlerin ihtiyaç ve tercihlerine göre uyarlanmış bir aygıtlar kümesi” ifadelerini kullanmıştır. Downes ise 2005’de Kişisel Öğrenme Ortamı kavramını genişleterek Kurumsal ve Kişisel kullanım arasındaki farka e-öğrenme uygulamasının kurumsal ya da tüzel bir uygulamadan ziyade konunun öğrenenin ihtiyaç ve ilgisine göre yeniden kullanılabildiği ya da düzenlenebildiği bir kişisel öğrenme merkezine dönüştüğünü ifade ederek değinmiştir. Bununla beraber bir sistemden daha çok bir ortam olduğunu belirtmiştir. Lubensky web 2.0 araçlarının da yaygınlaşmasıyla beraber Kişisel Öğrenme Ortamı tanımını 2006 da biraz daha teknik terimler kullanarak şu şekilde yapmıştır: “ Kişisel Öğrenme Ortamları arama motoru, blog, wiki, rss, sosyal ağlar, dosya paylaşım siteleri, sosyal yer imleri gibi web 2.0 araçlarının bir kaynaştırma ya da başlangıç sayfası (start page) ile gevşek bir biçimde bir araya getirilmesi ile oluşturulmaktadır.” İzleyen dönemlerde tanımlama tartışması pedagojik bakış açılarını da içeren Kişisel Öğrenme Ortamı kavramı üzerine odaklanmıştır. Ancak Kişisel Öğrenme Ortamlarının ne olabileceğine dair hala bir fikir birliğine varılmamıştır. Birçok insanın üzerinde hem fikir olduğu tek konu ise bir yazılım uygulaması olmadığıydı. Onun yerine Atwell 2007 yılında Kişisel Öğrenme Ortamlarını teknolojiyi öğrenme odaklı kullanan yeni bir yaklaşım olarak tanımladı. Bunun ardından Downes 2007’de Kişisel Öğrenme Ortamı kavramını Öğrenme Yönetim Sistemlerinin (LMS) öğrenenlerin değişken ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz olacağının kabul etmek olarak tanımlamış ve bu ortamların bir uygulamadan daha çok e-öğrenmeye bir yaklaşım olarak özetlemiştir. Mott ve Miley 2009 da Öğrenme Yönetim Sistemlerinin (ÖYS) ve Sanal Öğrenme Ortamlarının (SÖO) öğrenenlerin ders ya da kurumla bağlantılarının kesilmesinin ardından yaşam boyu öğrenme, biçimsel olmayan (informal) öğrenme ve öz düzenlemeli (self regulated) öğrenme gibi alanlarda yetersiz kaldığını gözlemleyerek, bu alanlarda KÖO’larının etkili olacağını ifade etmişlerdir. 2005’de başlayarak günümüze kadar devam eden Kişisel Öğrenme Ortam tanım ve yaklaşımları bireyin öğrenmesine yönelik teknolojik ve pedagojik kavramları bir araya getirmiş; Öğrenme Yönetim Sistemlerinin bireylerin yaşam boyu öğrenme gereksinimleri açısından bir takım sınırlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu yeni alana yönelik ilginin geldiği noktayı Atwell 2007 yılında Kişisel Öğrenme Ortamlarının gelecekte öğrenmenin merkezinde olacağını ön görerek dile getirmiştir. Türkiye’de ki Yüksek Öğretim Kurumlarındaki uzaktan eğitim yapan programlarda Öğrenme Yönetim Sistemleri ve Sanal Öğrenme Ortamları kullanımı yaygınlaşmasına rağmen hali hazırda öğrenenlerinin kişisel öğrenme ortamlarını oluşturmasına olanak sağlayan bir uygulama bulunmamaktadır. Bu alanda bulunan açığı kapatmak amacıyla bu çalışmada Dünyanın farklı bölgelerinde ki Yüksek Öğretim Kurumlarında öğrencilerine Kişisel Öğrenme Ortamı oluşturmalarına yönelik hizmetler sunan 16 üniversite araştırılmıştır. Bu araştırma yapılırken incelenen üniversitelerin uygulamalarında ki ortak noktalar tespit edilmiş ve bu ortak noktaları gösteren bir matris oluşturulmuştur. Bu matris bünyesinde mevcut uygulamalarda ki ortak noktaları incelerken ortaya çıkan başlıklar projenin adı, projede kullanılan platform, sistem bileşenleri, uygulamanın kapsadığı öğrenen sayısı, uygulanan kişisel öğrenme ortamı yaklaşımı, uygulamanın çapı ve sürdürülebilirliktir. Bu araştırma sonucunda yapılan uygulamaların süreçleri ve sonuçları analiz edilerek Türkiye’deki Yüksek Öğretim Kurumlarında kullanılmak üzere bir model çerçevesi çizilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada yukarıda bahsedilen uygulamaların ortak noktalarına bakıldığında iki farklı yaklaşımı benimseyen 3 farklı model çerçevesi önerilmektedir. Birinci model maliyet, zaman ve alt yapı açısından hayata geçirilmesi daha kolay ancak sürdürülebilirlik, proje çapı ve kullanan sayısı bakımından daha kısıtlı bir model olan mevcut web platformlarını kullanarak bir kişisel öğrenme ortamından faydalanmaktır. İncelenen 16 uygulamadan bu modeli kullanan 3 Yüksek Öğretim Kurumu vardır. Örneğin Avusturalya’daki Charles Sturt üniversitesi 2009 yılında başlattıkları bir projeye “life wide, university wide” ismini vermiş ve projede “pebblepad” platformunu kullanmıştır. Öğrencilerinin bir webfolio oluşturmasını sağlanmış ve uygulama kapsamında 4.000’ den fazla webfolio oluşturulmuş; 45.000’ den fazla da yazma aktivitesi sisteme yüklenmiş ve 6.000’ den fazla öğrenci sisteme dâhil olmuştur. Yapılan çalışmada öğrenenlerin kendi kişisel gelişimlerini gözlemlemeleri sağlanmıştır. Ayrıca proje kapsamında sistem bileşeni olarak bloglar ve forumlardan faydalanılmıştır. Ancak uygulama yaklaşık 18 ay sürdükten sonra son bulmuştur. Bu uygulamadan da anlaşılacağı gibi hayata geçirilmesi daha kolay ancak sürdürülebilirlik gibi kıstaslar açısından daha kısıtlı bir model olmasına rağmen, gerek alt yapı oluşturmak için kısıtlı zaman olduğu durumlarda, gerek ise kısa süreli hedefler konulduğunda son derece başarılı bir kişisel öğrenme modeli olabilir. İkinci model ise iGoogle, Google Apps, Gmail, Google Calendar, Google Docs, Google Talk, Sticky Notes, Delicious, Flickr, YouTube, Blogs gibi web 2.0 araçlarından faydalanarak oluşturulan Kişisel Öğrenme Ortamlarıdır. Bu model kapsamında öğrenenler mash up teknolojilerini kullanarak kendi kişisel öğrenme ortamını oluşturabilirler ve öğrenmelerini yönlendirebilirler. Çizilen modelde öğrenenlerin web 2.0 teknolojilerini herhangi bir değişiklik yapmadan kullanmaları ön görülmektedir. Bu modelin güçlü yanı öğrenenlerin daha geniş bir sosyal ortama ulaşabilmeleri ve çalışmalarını istedikleri zaman istedikleri platform aracılığıyla paylaşabilmeleri ve çalışmalarına arkadaşlarından gelen dönütler sayesinde yön verebilmeleridir. İncelenen uygulamalarda bu modeli kullanan 7 üniversite vardır. Örneğin Bilbao İspanya’da bulunan Basque Country üniversitesi web 2.0 teknolojilerinden faydalanarak “Institutional PLE” isimli bir kişisel öğrenme ortamı oluşturmuştur. Örneğin Portekiz’de bulunan Aveiro üniversitesi “SAPO Campus” isimli bir projede 958 İletişim ve Sanat fakültesi öğrencisinin yaptıkları çalışmaları web 2.0 teknolojilerinden faydalanan bir arayüz aracılığıyla yönlendirmesini sağlamıştır. Bu proje halen devam etmektedir. Üçüncü ve son model önerimiz ise öğrenenlerin kurumların kendilerine sağladıkları “mash up” teknolojilerini kullanarak “wigdet” lar ekleyebildikleri ve bu sayede kendi başlangıç sayfalarını (start page) oluşturabildikleri modeldir. Bu model üzerinde gerekli değişiklikler yapılabilmesi ve ilgi alanına göre istenilen “widget” ların eklenebilmesi yönüyle sürekli güncel kalabilme özelliğine ve proje çapı olarak daha geniş bir öğrenen yelpazesine hitap etme özelliğine sahiptir. Bununla beraber hedef kitlenin böyle bir uygulamayı hayata geçirebilmesi için gerekli hazır bulunuşluk düzeyinde olması önemli bir etkendir. Araştırılan Yüksek Öğretim Kurumlarından 6 tanesi bu modeli kullanmaktadır. Bu model çerçevesinde İngiltere Açık Üniversitesi yürütücülüğünde gerçekleştirilen ve 8 ülkenin katkı verdiği “ROLE ( Responsive Open Learning Environments) Testbeds” ve “ New ROLE Testbeds” projeleri kapsamında geliştirilen “widget” tabanlı mimari 10 farklı üniversitede çok sayıda öğrenci üzerinde denenmiştir. Çalışma sonucunda ise uygulanan yaklaşımın ve bu yaklaşım kapsamında kullanılan teknolojilerin pozitif sonuçlar doğurduğu belirtilmiştir. Çalışmanın izleyen aşamasında “kurumsal” kişisel öğrenme ortamları oluşturulurken uygulamada karşılaşılan “e-portfolio tabanlı KÖO”, “başlangıç sayfası tabanlı KÖO” ve “ widget tabanlı KÖO” yaklaşımlarının kurumlar tarafından tercih edilme ölçütleri belirlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak bir Yüksek Öğretim Kurumunda öğrencilere Kişisel Öğrenme Ortamı oluşturmaları için hizmet sunulmak istendiğinde kısa ve uzun dönem hedeflerine en uygun modelin seçilmesi önerilmektedir. Bir modeli seçmeden önce dikkat edilmesi gereken unsurlar ise projenin maliyeti, süresi, çapı, hedef kitle ve sürdürülebilirlik olarak tanımlanabilir.
Başlıklar E/M-öğrenme, uzaktan-eğitim, karma eğitim
Dosya  
 

 

Powered by OpenConf®
Copyright ©2002-2014 Zakon Group LLC